23 Mayıs 2012 Çarşamba

Sevilmek İstiyorsaniz: Dilenmekten Vazgecin!


Yolda yürürken sık sık karşılaşırsınız isteyen insanlarla. Sizden sürekli bir şeyler isterler. Birisi paranızı ister, diğeri ayakkabınızı boyamak ister, öteki çiçeklerini satın almanızı ister, başkası sigara ister. Sürekli bir şeyler istemek maksatlı yolunuzdan alıkoyarlar sizi. Siz de tabii ki adaptasyon gereği bu durumu atlatmanın yollarını bulursunuz. Eğer bir yolunu bulmazsanız zarar görürsünüz. Her dilenciye para verecek olursanız sonunda siz dilenmeye başlarsınız.

Kendi bütünlüğünüzü korumak maksatlı geliştirdiğiniz savunma mekanizması; sizin zarar görmenizi önler. Misal dilenciyi görmezden gelmek, sokak satıcılarının elinize tutuşturmaya çalıştığı şeyleri tutmamak,  sizden para isteyenlere “ben de muhtacım” demek gibi örnekler sizin geliştirdiğiniz savunma stratejilerinizdir. Bir süre sonra bu stratejiler otomatik hale gelir ve tehlike geldiği an devreye girerler. Mesela sokakta birisi size “pardon iki dakikanızı alacam” dediğinde direk görmezden gelip geçip gidebilirsiniz. Çünkü bu giriş cümlesi tipik satıcı girişidir. Siz de o an hiçbir şey satın almak istemiyorsunuzdur. Eğer o kişinin amacı size sadece adres sormak olsa dahi kızın isteyeni reddetme mekanizmasını tetiklediğiniz için oralı olmayacaktır kız.

Bir kişiyle konuşmaya başlarken “senden bir şey isteyebilir miyim?” ya da “bir şey rica edebilir miyim?” diye soru cümleleri kullanan kişiler de reddedilmeye mahkûmdur. Çünkü o bir şey isteyeceğiniz kişi kafasında kurgulamaya başlar bunu: “Acaba ne isteyecek, para mı? Dilenci midir nedir” şeklinde olumsuz düşünceler kızın kafasında dolaşmaya başlar.

Bu istemenin en itici versiyonu ise bir kişiyi sadece işin düştüğünde aramaktır. Normalde hiç arayıp sormayan bir kişi paraya sıkıştığında sizi arıyorsa; o kişi kalitesiz birisidir. İnsanlık adına hiçbir şey kalmamıştır o kişide. Hayvandan farksızdır o yüzden o hayvana borç vermek; sokak köpeğinin boynuna parayı asıp “bunu yarın geri getir” demekten farksızdır. Her şeyin bir yeri, zamanı ve usulü vardır.

Sürekli insanlardan borç para isteyen, sigaralarından otlanan, beleş geçinen, ödemeli arayan kişiler asla sevilmezler. Eğer birisinden illa ki bir iyilik isteyeceksen; zamanında büyük yardımının dokunduğu bir kişiden isteyin. Böylece ödeşmiş olursunuz. Veya karşıdan aldığın yardımın karşılığını fazlasıyla ödeyin. Ama siz siz olun çok sıkışmadıkça kimseden bir şey istemeyin. Çünkü geliştirilen savunma mekanizmaları dolayısıyla alacağınız cevap hep “hayır” olacaktır.

Bir kızla buluşmak istediğinizi söylemeyin. Onunla çıkmak istediğinizden bahsetmeyin. Çünkü sizin isteklerinizi insanlar kolay kolay umursamazlar. Önemli olan onların istekleridir. Başkalarından bir şeyler isteyeceğinize; onların içlerinde bir istek oluşturun. Özendirin, keşfetmesini sağlayın, çerçevesini ele geçirin. Ama asla istemeyin. İsteyen değil, veren insan olun. Önce verin, karşılıksız olarak. Sonra zaten insanlar bir şekilde sizle ödeşeceklerdir.


13 Mayıs 2012 Pazar

İnsanlığın Gereklerinden: Sosyalleşmek




İnsanların temel ihtiyaçları vardır; yemek, içmek,  üremek gibi. İnsanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran en üstün özelliklerinden birisi de sosyal olmalarıdır. Tüm insanlarda vardır sosyal olmak çünkü hiç kimse asla tam olamaz. Mutlaka başkalarına ihtiyacımız vardır, başkalarının da bize…

Sosyal olmak, dışarı çıkıp kaynaşmak bir zevk değildir. Eğlence amaçlı yapılan bir aktivite veya üstün insanların yapabildiği bir lüks de değildir. Herkesin yapması gereken temel ihtiyaçlardan birisidir sosyalleşmek.

Yemeden, içmeden ya da hiç uyumadan durabileniz var mı? Belki bir müddet durabilirsiniz. Yemek yemeden birkaç gün durursanız gücünüz düşer, haliniz kalmaz ve acıkırsınız. Fazla aç kalırsanız da ölürsünüz. Susuzluk da öyle… Sosyalleşmezseniz ölmezsiniz evet ama bu temel ihtiyacı gidermediğiniz için ağır sonuçlara katlanırsınız. Başta yabanileşirsiniz. Ormandan gelen Tarzan misali yabancılaşırsınız toplumdan. İçine kapanırsınız ve depresyona girersiniz. Hatta sosyallikle alakalı korkularınız başlar bu yüzden de sosyal fobi yaşarsınız. Normal davranmayı unutursunuz, başkalarının yanında anormal hal ve tavırlar sergilersiniz.

İnsan bünyesi her şeyi dengesinde kabul eder. Eğer bir şeyin dengesini yakalarsanız mutlu olursunuz. Aç olmak size rahatsızlık verirken fazla yemek de size rahatsızlık verir. Hiç sosyal olmamakla aşırı sosyal olmak arasında da bir denge olması lazımdır. Sürekli sokakta sürten bir serseri de olmak istemezsiniz. Eğer sürekli dışarıda takılırsanız da mağara adamları gibi davranmaya başlarsınız. Bunun bir dengesi vardır. İnsanın yalnızlığa da ihtiyacı vardır, sosyalliğe de. Eğer denge bozulursa sorun çıkmaya başlar. Dengeyi sağlamak ise basittir. Bir günde 24 saat olduğu için 12 saati sosyal, diğer 12 saati de yalnız geçirmek sizi normal yapacaktır. Uyumak için harcadığınız vakit de yalnız geçirdiğiniz zamana dâhildir.

Şimdi kendi hayatlarınıza bakın; kaç saatini yalnız, kaç saatini sosyal geçiriyorsunuz? Günde kaç saat dışarıda takılıyorsunuz? Kendinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Eğer günde sadece beş saat dışarı çıkıyorsanız normallik bozulur. Topluma karşı yabancılaşmaya ve yabanileşmeye başlarsınız. Bir gününüzü bile tam olarak evde geçirirseniz ertesi gün garipleşmeye başladığınızı fark edeceksiniz. Eğer bu sürekli devam ederse çeşitli ruhsal sıkıntılar ve hastalıklar da yaşarsınız.

Şimdi dışarıda durma sürenize bir göz atın. Evin dışında geçirdiğiniz zaman ortalama kaç saat? Bunu bulduktan sonra kademeli olarak bu süreyi yavaş yavaş 12 saate yükseltin. Misal 6 saat mi dışarıdasınız. Bir hafta boyunca bunu 7ye çıkartın sonra yavaş yavaş arttırın. Ne yapacağım diye de düşünmeyin. Yapacağınız bir saatlik yürüyüş, spora gitmek veya arkadaşla tavla atıp iki bira içmek de sizin sosyallik ihtiyacınızı karşılayacaktır.

Benim hayatıma bakarsak; günlük dışarıda zaman geçirme sürem 10-14 saat arası değişiyor. Yani tam dengedeyim. Şimdi merak edebilirsiniz kendime ve gelişime nasıl vakit ayırıyorum diye. Çok güzel zaman ayırabiliyorum kendime. Değer verdiğim ve tutku duyduğum her şeyi yapabiliyorum. Kitabımı okuyacak vakit de buluyorum, film izleyecek, müzik dinleyecek, oyun oynayacak, bir şeyler yazacak vakti çok güzel buluyorum. İşin püf noktası vakit öldürmemektir. Sebepsiz yere internette tur atmak ya da sırf zaman öldürmek için televizyonda boş programlar izlemek zamanınızı sebepsiz yere harcar. Onun yerine maksatlı şeyler yapın. Mesela sevdiğiniz bir filmi izleyin sonra televizyon karşısından kalkın başka bir işle uğraşın. Oturup altı saatinizi televizyon karşısında harcamayın. Eğer bu şekilde planlı hareket ederseniz hem dışarıya hem de içeriye yeterince vakit bulabilirsiniz…

Sosyalleşme adına bol şans size…