Yolda yürürken sık sık karşılaşırsınız isteyen insanlarla.
Sizden sürekli bir şeyler isterler. Birisi paranızı ister, diğeri ayakkabınızı
boyamak ister, öteki çiçeklerini satın almanızı ister, başkası sigara ister.
Sürekli bir şeyler istemek maksatlı yolunuzdan alıkoyarlar sizi. Siz de tabii
ki adaptasyon gereği bu durumu atlatmanın yollarını bulursunuz. Eğer bir yolunu
bulmazsanız zarar görürsünüz. Her dilenciye para verecek olursanız sonunda siz
dilenmeye başlarsınız.
Kendi bütünlüğünüzü korumak maksatlı geliştirdiğiniz savunma
mekanizması; sizin zarar görmenizi önler. Misal dilenciyi görmezden gelmek,
sokak satıcılarının elinize tutuşturmaya çalıştığı şeyleri tutmamak, sizden para isteyenlere “ben de muhtacım”
demek gibi örnekler sizin geliştirdiğiniz savunma stratejilerinizdir. Bir süre
sonra bu stratejiler otomatik hale gelir ve tehlike geldiği an devreye
girerler. Mesela sokakta birisi size “pardon iki dakikanızı alacam” dediğinde
direk görmezden gelip geçip gidebilirsiniz. Çünkü bu giriş cümlesi tipik satıcı
girişidir. Siz de o an hiçbir şey satın almak istemiyorsunuzdur. Eğer o kişinin
amacı size sadece adres sormak olsa dahi kızın isteyeni reddetme mekanizmasını
tetiklediğiniz için oralı olmayacaktır kız.
Bir kişiyle konuşmaya başlarken “senden bir şey isteyebilir miyim?” ya da “bir şey rica edebilir miyim?” diye soru cümleleri kullanan kişiler de reddedilmeye mahkûmdur. Çünkü o bir şey isteyeceğiniz kişi kafasında kurgulamaya başlar bunu: “Acaba ne isteyecek, para mı? Dilenci midir nedir” şeklinde olumsuz düşünceler kızın kafasında dolaşmaya başlar.
Bu istemenin en itici versiyonu ise bir kişiyi sadece işin düştüğünde aramaktır. Normalde hiç arayıp sormayan bir kişi paraya sıkıştığında sizi arıyorsa; o kişi kalitesiz birisidir. İnsanlık adına hiçbir şey kalmamıştır o kişide. Hayvandan farksızdır o yüzden o hayvana borç vermek; sokak köpeğinin boynuna parayı asıp “bunu yarın geri getir” demekten farksızdır. Her şeyin bir yeri, zamanı ve usulü vardır.
Bir kişiyle konuşmaya başlarken “senden bir şey isteyebilir miyim?” ya da “bir şey rica edebilir miyim?” diye soru cümleleri kullanan kişiler de reddedilmeye mahkûmdur. Çünkü o bir şey isteyeceğiniz kişi kafasında kurgulamaya başlar bunu: “Acaba ne isteyecek, para mı? Dilenci midir nedir” şeklinde olumsuz düşünceler kızın kafasında dolaşmaya başlar.
Bu istemenin en itici versiyonu ise bir kişiyi sadece işin düştüğünde aramaktır. Normalde hiç arayıp sormayan bir kişi paraya sıkıştığında sizi arıyorsa; o kişi kalitesiz birisidir. İnsanlık adına hiçbir şey kalmamıştır o kişide. Hayvandan farksızdır o yüzden o hayvana borç vermek; sokak köpeğinin boynuna parayı asıp “bunu yarın geri getir” demekten farksızdır. Her şeyin bir yeri, zamanı ve usulü vardır.
Sürekli insanlardan borç para isteyen, sigaralarından
otlanan, beleş geçinen, ödemeli arayan kişiler asla sevilmezler. Eğer
birisinden illa ki bir iyilik isteyeceksen; zamanında büyük yardımının
dokunduğu bir kişiden isteyin. Böylece ödeşmiş olursunuz. Veya karşıdan aldığın
yardımın karşılığını fazlasıyla ödeyin. Ama siz siz olun çok sıkışmadıkça
kimseden bir şey istemeyin. Çünkü geliştirilen savunma mekanizmaları
dolayısıyla alacağınız cevap hep “hayır” olacaktır.
Bir kızla buluşmak istediğinizi söylemeyin. Onunla çıkmak istediğinizden
bahsetmeyin. Çünkü sizin isteklerinizi insanlar kolay kolay umursamazlar.
Önemli olan onların istekleridir. Başkalarından bir şeyler isteyeceğinize;
onların içlerinde bir istek oluşturun. Özendirin, keşfetmesini sağlayın,
çerçevesini ele geçirin. Ama asla istemeyin. İsteyen değil, veren insan olun.
Önce verin, karşılıksız olarak. Sonra zaten insanlar bir şekilde sizle
ödeşeceklerdir.