8 Şubat 2014 Cumartesi

Önemli Hissetme İhtiyaci 2: Kadinlar ne ister?





Bir önceki yazımda kadını istemeyen kaliteli A kişisi ve kadını isteyen az kaliteli B kişisinden bahsetmiştik. Kadının hangisini isteyeceğini sormuştum. Fazla düşünmeye bile gerek yok, B kişisi kadını götürecektir.

Size bir sır vereyim. Sizi kimse umursamıyor. Sizi kimse takmıyor. Sizin değerli arabanız, değerli paranız, yakışıklı tipiniz kimsenin umurunda değil. İnsanları ilgilendiren tek şey var o da kendileri… Evet, bencil olmaya gerek yok bunu istemek için. Her insan kendisi için yaşıyor. Onlara vaat ettikleriniz kadarsınız. Kendi çapında takılan kaliteli erkek kimin umurunda… Konserde sahnedeki adam en kaliteli erkektir ama gece kızı, kızla beraber konsere gelen herif götürecektir. Kızdan; “ben soliste aşık oldum seninle birlikte olamam” demesini bekliyor musunuz? Hayır! Kendini düşünüyor, aklı şeyinde onun da. Size bir şey söyleyeyim. Bu okunmuş bir şey değil. Araştırmalarım sonucunda elde etmedim bu bilgiyi. Yaşanmış bir şey bu. Kadınlar erkeklerden daha azgın! Bu bir gerçek! Erkeğin 5 dakikalık işi var ama kadınlar doymuyorlar. Şu anda bunları dudağım yara, boynum mor yazıyorum. Şeyimin kenarında bile morluk var! Kızda ise herhangi bir şey yok. Onun kadar azgın olamıyorum maalesef…

Yeni bir araba aldınız diyelim ve arkadaşlarınızın yanına gittiniz. Otoparka park ettiniz. 3 metre ileride de sizin arabanızdan çok daha modelli bir araba var. Arkadaşlarınıza kendi arabanızı mı göstermek istersiniz yoksa modelli arabayı mı? Kendi arabanızı göstermek istersiniz çünkü o sizin. Diğer araba kimin umurunda… Kendinizi özel hissetmeye yaramıyorsa hiçbir önemi yok başka arabanın. Kızlar için de bu böyle. Sizin kaliteli olmanız, kendinizi geliştirmeniz kimsenin umurunda değil. Kıza ne vaat ediyorsunuz? Yatak odasında kendini bağırttıran adamlar vardır. Kadından hiç ses çıkmaz, adamdan çıkar. Ne tuhaf bir şeydir bu?

Kafanızı karıştırmak istemem ama kıza gidip değer vermek de çözüm değil. Olay bu kadar basit olsa keşke ancak çok daha karmaşık maalesef… Herkesin aklında bir soru belirmesi lazım şu anda. Kıza ne sunacağız? Nasıl sunacağız? Kadın bu sunduğumuz şeyleri bizden alacak mı? Derine indikçe olay daha da dallanıyor. Kıza bir şey satmanız gerekiyor yani… İşte burada pazarlama devreye giriyor. Ancak pazarlama yapmadan önce bir şeye sahip olmanız gerekiyor. Bir ürüne ihtiyacınız var ve o ürün sizsiniz. Sizin kimliğiniz, hayat tarzınız, yatak becerileriniz, yetenekleriniz, işiniz, çevreniz… Size ait olan her şey sizin ürününüzdür. Kızın kendisini önemli hissetmesi için çok değerli bir şeye sahip olması gerekir. Çünkü kendi başına et parçasından farksızdır ve bunu biliyor o da. Onu o yapan; saç kremi, makyaj malzemeleri, kullandığı parfüm, kıyafet ve ayakkabıları… Eğitim ve asil bir aileden geldiyse biraz da görgü… Onu özel yapan bunlar. Kendisi değil. Sahip olduğu şeyler onu özel yapıyor ve size sahip olmak onu özel yapacak mı?

Burada bir başka soruyla karşılaşıyoruz: Kadınlar bir erkekten ne ister, ne bekler? Ben bir tanesini söyleyeyim: Tuttuğunu koparan erkek isterler. Kaybedenler kulübünde film boyunca sürekli koltukta oturup pizza yiyen bir adam vardı. İzlemediyseniz izleyin. O tarz bir adamı istemezler; tam tersini isterler. Sürekli kendisine hedefler belirleyen ve o hedefin peşinde tutkuyla koşan erkek isterler. Vizyon sahibi, enerjik, hareket peşinde… Merdivenden aşağıya inmek kolaydır ama yukarıya çıkmak yorucudur. Yukarıya çıkan erkek isterler.

Şimdi iki şey düşünün. Siz böyle bir adam mısınız? Değilseniz bunu değiştirmek için bugün ne yapmalısınız?

Diğer şey ise; kadınları düşünün. Onları gözünüzden canlandırın. Kadınların eksik yönlerini düşünün. Zayıflıkları neler? Neye ihtiyaçları var? Sonra gökten bir erkek indiğini düşünün. Görevi kadının eksiklerini tamamlamak... Sizce bir kadın bu erkekten ne ister? Bir dahaki yazıma kadar bunları düşünün… Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

5 Şubat 2014 Çarşamba

Anket!!

Merhaba dostlar. Sağ köşede sizin için anket hazırladım. Sizin için en uygun seçeneği işaretleyiniz lütfen; ben de ona göre eksiğinizi bileyim ve o konu üzerinde ilerleyeyim. Saygılar...

4 Şubat 2014 Salı

Önemli Hissetme İhtiyacı-1





İnsanların en büyük ihtiyaçlarından birisi olan; “kendini önemli hissetme” ihtiyacından bahsedeceğim bu yazımda. Bu konu biraz uzun ve kapsamlı olduğu için yazı dizisi halinde parça parça yazacağım. Önce genel olarak insanların önemli olma ihtiyacını, sonra kadınların bu ihtiyacını karşılamayı; en sonunda da bu konuda yardımcı olacak ufak ama çok etkili bir teknik vereceğim sizlere.

Kendini önemli hissetme ihtiyacı öyle bir ihtiyaçtır ki hem zaruri hem de lükstür. Çok enteresandır ama bu böyledir. Dünyaya bir bakın. Eğer başarılı olmak istiyorsanız kendinizden kurtulun. Evet, kendinizi tamamen unutun. Size daha önceden söylediğim “kendini önemli gör, sen herkesten daha üstünsün” tarzı gaz cümleleri bir kenara bırakın bir süre için. Sadece dünyayı izleyin. Ne dönüyor etrafta? Bu soruyu kendinize sorun ve tekrardan analiz edin dünyayı. İnsanları analiz edin. Ne yapmak istiyorlar? Ne istiyorlar?

Şimdi hepiniz düşünüyorsunuz eminim. Size yardımcı olmak istiyorum. Lüks arabalara gerçekten ihtiyacımız var mı? 100.000 dolarlık arabayla 10.000 dolarlık araba arasında ne fark var? Belki daha rahat, belki birkaç kilometre daha hızlı gidiyor. Pekiyi, 100.000 dolarlık arabada kuş tüyü koltukta, diğerinde çivi üzerinde mi gidiyorsunuz? Merak ediyorum, neden hıza ihtiyacınız var? Yaşadığınız şehirdeki yolların proje hızı mı çok yüksek ve güvenlikten arındırılmış mı ya da yarışlara mı katılacaksınız? Hayır! O arabaya sahip olmanın size getireceği tek fayda sizin kendinizi önemli hissetmenizdir o arabaya sahip olunca. İnsanlar sizi o arabanın içinde görecekler. Facebook profiline o arabanın resmini koyabileceksiniz. Kızlar size oral seks yapmak isteyecek sırf o arabanın deri döşemeleri onları azdırdığı için. O arabaya bindiğinizde kendinizi Bat mobil süren Batman gibi hissedeceksiniz. Evet, arabayı bu yüzden istiyorsunuz.

Size bir soru sormak istiyorum. Bu sitede ne işiniz var? Kadınlarla birlikte olmak mı istiyorsunuz, kız arkadaş mı istiyorsunuz, hayatınız boyunca kimse size oral seks yapmadı ve siz bunun nasıl bir şey olduğunu merak mı ediyorsunuz? Ben size söyleyeyim; merak edecek hiçbir şey yok. 10 kadınla yakınlaşıyorsam sadece ikisinden doğru düzgün zevk alıyorum. Diğerlerinde “bitse de gitsek” moduna girdiğim oluyor. Gerçek bu. Ancak kadınları istiyorum. Kadınları seviyorum. Kadınların beni sevmelerini seviyorum. Işıklar kapanınca et parçasından farksızlaşıyorlar. Fazla anlam yüklemeye gerek yok. Sadece onların beni sevmelerini istiyorum. Takdir görmek istiyorum, beğenilmek istiyorum. Kimse gelip “başkalarının düşüncelerini takma, seni beğenip beğenmemeleri önemli değil” demesin bana. Bunu diyen birkaç kişi oluyor ve sözlerinin arkasında durup yok oluyorlar. Eğer buna inanıyorsan git bir dağda yalnız bir yaşam kur kendine. Ama benim insanlara ihtiyacım var. İnsanlardan nefret ediyorum bazen ama onları istiyorum. Özellikle dişi olanlarını… Siz de bu sitede olduğunuza göre bir şeyler arıyorsunuz. Ancak hepsinin ötesinde önemli hissetmek istiyorsunuz. Bu yüzden takip ediyorsunuz beni. Bir şeyler öğrenip insanların ilgisini toplamayı, rockstar olmayı istiyorsunuz.

Her neyse… Çok istediğiniz arabaya bindiniz ve kendinizi kâinatın efendisi gibi hissediyorsunuz. Camdan dışarı bakın. Herkes sizi izliyor değil mi? Kızlar sizinle olmak istiyor erkekler ise sizi kıskanıyor. İçten içe herkesin takdirini kazanıyorsunuz… Bir dakika! Bazılarının size bakmadıklarını fark ediyorsunuz! Ahmak herifler! Açın müziğin sesini! Basa yüklenin. Sizi gözünden kaçıranlar, sesinizle etkilensin. Motoru bağırttırın! Başkası görmezse değerli bir şeye sahip olmanın ne anlamı var???

Evet, son cümleye dikkat edin. Başkası görmezse, başkası takdir etmezse, başkası özenmezse, başkası kıskanmazsa; değerli bir şeye sahip olmanın ne anlamı var? Hiçbir anlamı yok. Köpeğiniz çok tatlı evet ama dışarıda gezdirmek, başkalarına da göstermek istiyorsunuz. Köpek size ait ve birileri o köpeği beğendiğinde sizin gururunuz kabarıyor. Sevgiliniz çok güzel ama yatakta sıkılıyorsunuz, onu başkalarına göstermek istiyorsunuz. Sadece seks için istemiyoruz kadınları. Sadece seks için istediğimiz kadınlar, başkalarına göstermek istemediğimiz kadınlardır. Değeri tartışılır…

Şimdi… Bir sonraki yazımda açıklama yapmadan önce düşünmenizi istiyorum. İki tane adam var. İkisinin de kendilerine has özellikleri var. Bir de kadın var tabii ki:

A kişisi çok kaliteli bir adam ve havalı. O kadar havalı ki; odadaki herkesten daha üstün. Bütün kadınlar onu istiyor gibi. Ünlü bile olabilir.

B kişisi de kaliteli bir adam. A kişisi kadar değil ancak ama yine de kalitesi var.

A kişisi çok kaliteli bir insan olduğu için kendisini düşünüyor, kendisini beğeniyor. Her şeyi kendisi için yapıyor. B kişisi ise odadaki yalnız kadını fark ediyor ve onunla konuşmak için yanına gidiyor.

Burada A kişisinin mi şansı daha yüksektir kadınla yoksa B kişisinin mi? Bunu düşünün hatta yorum olarak paylaşın. Diğer yazımda bu konu üzerinden devam edeceğim. Takipte kalın…

3 Şubat 2014 Pazartesi

Kızlarla Buluşma Korkusu



Kadınları etkileme ve kadınları tavlama işinde yeni olan insanların sık sık takıldığı noktalar vardır...

Geçmişte yaşanılan sıkıntılar ve gelecekte başlarına gelebilecek olan kötü durumların korkusu onları sürekli engellemektedir. Kızla tanışma, ilişkiyi duygusal ve hatta cinsel bir yola sokma, kızla buluşma korkusu gibi. Bu korkuların hepsi haklı korkulardır gerçi. Çünkü risk vardır. Kızla buluşmayıp sadece evden telefon ve facebook yoluyla konuşursan kızı kaybetmezsin. Çünkü gerçek seni bilmiyordur ve düşünerek hareket edip heyecan yapmadığın için uzaktan daha çekici geleceksindir kıza belki. Merak faktörü de çabası tabii ki. Kız sizi merak edecektir. Hatta sizi hissetmek isteyecektir.

Evde oturmak rahattır, sokağa çıkmak zordur. Evde tehlike yoktur, sokak tehlike doludur. Evde rahatça yayılabilirsin, sokakta tetikle olmalısın. Rahatlık alanının dışına çıkan her bir adım potansiyel risk de doğurmaktadır. Nereye adım atacağınızı asla bilemezsiniz. Altın dolu bir bahçeye de adım atabilirsin, bataklık dolu bir çukura da. Risk alıp o adımı atmadan asla bilemezsin. Bilmediğin için de korkarsın. Gerginleşirsin…

Kızlarla buluşurken korkuyorsunuz. Ben de korkuyordum. Bu işe ilk başladığım zamanlar, bir kızla buluşma ayarladığım zaman geriliyordum. Hele ki internet üzerinden ayarladıysam ve kızı daha önce hiç görmediysem… Bu da gerici bir durum çünkü kızın sizi canlı görmediğinin farkındasınızdır ve bu korku vericidir. “Ya beğenmezse?” sorusu kafanızda dönüp dolaşır sinir bozucu bir sivrisinek gibi…

Bir gün bir kızla buluşacaktım. İnternetten tanışmıştım ve kızı etkilemiştim. Sinemaya gidecektik. Rahat olmaya çalışıyordum ancak içten içe geriliyordum… Kızla buluştuk. Biraz konuştuk ve yürümeye başladık. Bu arada kız bana yargısız infaz yapmasın diye heyecanlandığımı belirttim. 5-10 dakika sonra kız bana “şu anda heyecan yapıp gergin olduğun için mi böylesin?” dedi. Nasılım ki dedim. “Sertsin” dedi. “Böyle beklemiyordum seni, internette çok daha romantik ve kibardın” dedi. O an fark ettim ki kızın saçma sapan etkisi altına girmiştim. O an fark ettim ki ben çok değersiz bir insandım ya da kendimi öyle görüyordum. Hemen düşüncelerimi, tavırlarımı değiştirdim ve randevuyu kurtarıp hedeflerime ulaştım.

Peki, neydi bu fark ettiğim ve kız sayesinde öğrendiğim şey? Gergindim, gerilmiştim çünkü korkuyordum. Kızın beni beğenmemesinden, hayallerimin suya düşmesinden, reddedilmekten ve eve eli boş dönmekten korkuyordum. Bu yüzden içten içe düşmanlık besliyordum aslında kıza karşı içgüdüsel olarak. Neden? Çünkü o düşmandı! Benim kötü hissetmeme neden oluyordu. Fiziksel olmasa da psikolojik olarak zarar verecekti bana. Bu yüzden onu düşman olarak görüyordum ve bilinçli olmasa da tavırlarımla ters davranıyordum ona. Bir kızın hak etmediği şekilde… Kız beni uyardı çünkü şanslıydım. Uyarmasaydı belki de bu hatamı yıllarca sürdürecektim.

Ayaküstü düşündüm orada kıza çaktırmadan. Ben ne yapıyordum? Ben kendimi beğendirmek zorunda mıydım? Bilmiyorum, bunu bir düşünelim…

Ben erkeğim ve hem duygusal hem psikolojik hem de duygusal olarak bir kızdan daha güçlüyüm. Bir kaza sonucu gözümün önünde 3 kişi öldüğünde benim tepkimle kızın tepkisi bir olmayacaktır. Ben daha dayanıklıyım. Toplum karşısında daha rahat bir pozisyondayım. Ailem hiç hamile kalmamdan korkmadı. Bekâretimi kaybetmemden korkmadılar. Sürekli güzel gözükmek zorunda değilim. Bacaklarıma ağda yapmak zorunda değilim. Vücudumdaki kıllardan utanmıyorum. Eğer sutyen takmazsan göğüslerim ölü denizanası gibi sarkmayacak. Gece sokakta yalnız gezersem de tecavüze uğramayacağım. Patronum benimle sevişmek istemeyecek, toplu taşıma araçlarında fordçuların arasında tost olmayacağım. Ama o olacak…

Kadınlar daha güçsüz ve zayıftır dostlarım. Bakmayın size ters davranıp kendilerini üstün gördüklerine. İki gün önce bana “ayy kıskançlık krizlerine girme, başka erkeklerle de muhatap olacağım tabii ki” diyen ve kendine bu kadar güvenen bir kız iki gün sonra “ne olur beni terk etme, ne olur gitme” diye bana ağlayacaktır. Hatta her gün düzenli olarak ağlatacağım o kızı. Çünkü o bunu istiyor. Kontrol etmek değil, kontrol edilmek istiyor.

Sen kafanda “beni beğenecek mi?” diye 10 kere sorarken o kendine 100 kere soruyor. Kendine inanılmaz bakıyor. En güzel makyajları yapıp en güzel kokuları sürüyor. Dekolte gösteriyor, eteğinin boyunu kısaltıyor. Tuvalete işemeye girip rujunu daha da koyulaştırıyor. Çünkü korkuyor. “Beni beğenecek mi” diye gerginleşiyor. Ve dostlar, sizi görünce ne oluyor biliyor musunuz? Rahatlıyor… “Bu benden daha gergin, sorun yok ipler benim elimde” diyor ve rahatlıyor. Bunu deneyin istersiniz. Bir kızla buluşmadan yarım saat önce telefonda “heyecanlı mısın?” diye sorun. “Çok heyecanlıyım” diyecektir. Bir de buluştuktan 3 dakika sonra sorun. “Yok, heyecanım geçti” diyecektir. Çünkü artık siz heyecanlısınız. İpler sahip değiştirdi. Artık siz kuklasınız!

Şu anda ne yapıyorum biliyor musunuz? “Acaba kızı beğenecek miyim?” diye düşünüyorum. Evet, sadece bunu düşünüyorum. Kız beni beğenecek mi? Bana ne? Kendimi çok severim doğru ancak başkasının beni beğenip beğenmemesi beni ilgilendirmiyor. Beğenmese de olur. Çünkü ben o kadar da büyütülecek birisi değilim. Ben bir kadının oyuncağı bile olurum gerekirse eğer ucunda zevk varsa. Seks kölesi olabilirim. Amacım zevk almak. Kadından zevk almak, hayattan zevk almak... İsterse beğenmesin beni. Gidip sormam “beni beğendin mi?” diye. Onun yerine kızı yargılarım kafamda. Acaba bana uygun mu diye. Kendini yeterince beğendiriyor mu bana…

Bazen sıkılmış numarası yaparım kızla otururken. Etrafıma bakarım, elimdeki bir şeyle oynarım, başkasıyla sohbete dalarım, telefonla konuşurum veya derin nefes alıp gözümü kaçırırım. Kız daha da gerginleşsin diye. O gerilmezse ben gerilirim. Bir süre bu devam etmeli; kız benden hoşlanasıya ve beni kendinden üstün göresiye kadar. Beni kendinden üstün gördü mü, onu yanıma yükseltirim. Tıpkı babanın küçük kızını kucağına alması gibi yükseltirim onu. Çünkü bunu hak etmiştir artık…