28 Temmuz 2012 Cumartesi

"Kimsin?"in Gücü







Merhaba millet, bu yazımda size bir kızla konuşmaya başladığımda kullandığım çok etkili bir kelimeden bahsetmek istiyorum. Farkındasınızdır ki çoğunuz bir kızla konuşmaya başladığında onu etkilemenin yollarını ararsınız. Bunu yapmasanız bile içinizden “ne yaparsam kız benden hoşlanır?” gibi düşünceler geçirirsiniz ve iyice gerilirsiniz. Şimdi sizinle paylaşacağım kelime bunu tam tersine çevirecek. Yani siz kızı değil de kızın sizi etkilemesini sağlayacak.


Benim yöntemim olayları tersine çevirme üzerine kuruludur. Yani kızların bize yaptığı şeyleri onlara karşı kullanırım. Onları kendi silahları ile vurduğum için de savunmasız olurlar çünkü kendileriyle nasıl başa çıkacaklarını bilmezler. Bir kızla konuştuğunuzda kız sizi test eder. Sizin kendinizi ispatlamanızı sağlar. Sizi kontrol etmeye en baştan başlar. İpi kızın eline verince zaten bir daha asla geri alamazsınız o ipi…


Ben bir kızla konuşmaya başladığımda, bir iki cümle alışverişinden sonra mutlaka kıza “kimsin?” sorusunu sorarım. Yani kızın kendisini bana kanıtlamasını isterim. Yüz yüze bir kızla tanıştığınızda ya da Facebook’ta bir kızla tanıştığınızda çok işe yarar bu kelime. Bu kelimenin altında yatan alt mesaj “ben üstünüm, o yüzden senin kendini bana kanıtlaman lazım. Bakalım bana uygun musun, konuşmaya değer misin, kim olduğunu bana söyle ki bende seni seçip seçmeyeceğime karar vereyim” dir.


Eğer kız bunu anlamaz ve “adımı zaten biliyorsun, kimsin ne demek?” diye saçmalarsa devamını şu şekilde getirin:


“Adını zaten biliyorum. Önemli olan adın değil, önemli olan kim olduğun… Kimsin, nesin, necisin, nelerden hoşlanırsın, ne yaparsın, amacın ne, dünyada bulunma sebebin ne, neden var olmalısın?”


Bu cümleyle demek istediğimizi yani kızın kendini kanıtlamasını istediğimizi daha çok belli ederiz. Böylece spot lambası bizim üzerimizden çekilir ve kızın üzerinde durur. Oynama sırası ondadır. Sizin yapmanız gereken ise kızda hoşlandığınız noktaları ödüllendirmek, hoşlanmadığınız şeyleri ise cezalandırmak. Ayrıca bazı şeylerde ortak nokta bularak kızla bağ kurarsınız. Sevgiler…

24 Temmuz 2012 Salı

Site, Kitap ve Beklentiler



Sitem ve kitabım tamamen faydalı kaynaklardır. Ama bir yere kadar faydalıdır! Bazılarınız iki makale okuyup, kitapları yalayıp yutup, dışarı çıkıp iki kızla tanışınca dünyadaki bütün kızları etkileyebileceğini düşünüyor. Bu düşünceye nasıl kapılıyorsunuz hiç anlamıyorum.


Güzel bir kız düşünün şimdi; çok hoş suratlı var, gözleri renkli, göğüsleri büyük, kalçası dolgun mükemmel bir kız. Siz ise vasat olduğunuzu ve o kıza layık olmadığınızı düşünüyorsunuz. Ama nasıl olduysa kız geldi ve sizinle tanışmak istediğini söyledi. Fakat siz saçma inançlarınız ve utangaçlığınız sebebiyle kızla güzel bir diyalog kuramadınız, biraz da saçmaladınız. Hatta kıza kaba davrandınız. Bu durumda kız kendisini reddedilmiş hissedecektir. Peki, kızın reddedilmesi onun çekici olmadığı anlamına mı gelir? Tabii ki hayır kız çekici ama herif sorunlu. Bu yüzden kıza yüz vermedi.


Çok güzel bir kız gidip, sadık bir kocaya sarktığı zaman da reddedilebilir. Eğer sarktığı erkek eşcinsel ise kız yine reddedilir. Hatta güzel bir kız gelip sizinle tanıştığında kafanızda; “acaba arkadaşlarıyla iddiaya girdi de o yüzden mi benimle tanışmak istiyor, benimle dalga geçiyor da olabilir ya da birisini kıskandırmaya çalışıyordur benimle konuşarak; ben oyuncak mıyım?” şeklinde de düşünebilirsiniz. Belki de kız aids virüsü taşıyordur ve bunu tüm erkeklere bulaştırmayı kendine misyon bilmiştir kim bilir?


Görüyorsunuz ki çok güzel bir kız bile erkekleri elde etmekte zorlanabiliyor. Peki, kaliteli bir erkek nasıl olur da tüm kızları becerebilir? Benim yazılarımın amacı sizi çok güzel bir kızın seviyesine getirmektir. Güzel kızlar diğer kızlardan nasıl üstünse; siz de diğer erkeklerden o derece üstün olacaksınız. Başka bir şey beklemeyin. Sokakta tüm kızların peşinizde koşacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yine reddedileceksiniz, yine başınıza gelmedik kalmayacak ama ne yapacağınızı bileceksiniz. En zor durumda bile sakin davranıp çözüm üreteceksiniz ve daima öğreneceksiniz. Tecrübenin iyisi kötüsü yoktur. Muhakkak hepsi size bir şeyler kazandırır…

5 Temmuz 2012 Perşembe

İletisim Nedir?


İnsanlar sosyal varlıklardır. Bunun anlamı; hiç kimsenin kendi başına yaşamasının mümkün olmayacağıdır. Yalnız yaşamayı denemek, su içmeden yaşamaya çalışmak gibidir; sağlıksızdır. Eğer sağlığınızı kaybetmeye meyilliyseniz evde tek başınıza yaşamaya başlayabilirsiniz (bir kısmınız bu şekilde yaşıyor zaten).

Amerika’da tek kişilik hücre hapislerini 15 günden fazla tutmamaya dikkat ediyorlar. Çünkü 15 günden fazla yalnız kalan insan psikolojik olarak çöküntüye uğramaya başlar. Çünkü psikolojik gıdasını alamazsa bünye, önce can sıkıntısı ve depresyon gibi uyarılar verir size; uyarıları dikkate almazsanız da yabanileşmeye, hastalanmaya, korkmaya başlarsınız. Sosyal fobinin en büyük sebeplerinden birisidir zaten yalnız kalmak. Yalnız kalırsanız içe kapanırsınız ve beyninizin dışarıya aktarması gereken bilgileri içinizde tutarsınız. Daha sonra bunu alışkanlık haline getirirsiniz ve gerektiği zaman bile kendinizi tutarsınız. Konuşmazsınız ve utangaç bir tavır sergilersiniz.

Dışarıya aktarmamız gereken iletileri içimizde tutmak, tuvaletimiz geldiğinizde işememek gibi bir şeydir. Çişiniz geldiğinde rahatsızlık hissedersiniz ve o şeyi dışarı atmanız gerektiğini bilirsiniz. İnadına içinizde tutarsanız bunu; rahatsızlık hissedersiniz, hastalanırsınız, hatta idrar torbası patlayabilir ve ölebilirsiniz. İletişim de bir çeşit çiştir. İşemeniz gerekir onu dışarıya.

Bir kız gördüğünüzü varsayalım. O kızla konuşmak istiyorsunuz ama bunu yapacak cesareti kendinizde bulamıyorsunuz. Hatta kıza söyleyecek şeyi bile buldunuz misal: “Merhaba, sizinle tanışmak istiyorum.” Bunu kıza söylemek istiyorsunuz yani beyniniz bu iletiyi dışarı atmak zorunda. Eğer bunu söylemezseniz sidiğinizi içinde tutmuş olacaksınız ve bunun sonucunda rahatsızlanacaksınız. Bu size hastalık yani utangaçlık olarak geri dönecek. O yüzden işemeniz gerektiğinde işeyin, konuşmanız gerektiğinde konuşun; sağlıklı olmak istiyorsanız…

Her canlının bir iletişim şekli vardır. Mesela bir kedi kendini tehdit eden başka bir kediyi gördüğünde tüylerini kabartır. Köpekler uyarmak için havlar. Kuşlar öterek birbirlerine kur yaparlar. Yunus balıkları bile sesli olarak iletişim kurmaktadırlar. Ama dünya üzerinde en kapsamlı iletişim kurabilen varlık insanlardır çünkü analitik beyin lobuna sahibiz. Kelimelerimiz var. Ses tonumuz ve beden dilimiz var. Eğer elimizdeki bu hazineleri kullanmayıp çekingenlikten ya da artistlikten iletişim kurmazsak, bir yunus balığı kadar olamayız.

İnsanlar arası ilişkileri iletişim belirler. Sizin kaç paraya sahip olduğunuz veya kraliyet soyundan gelmeniz kimsenin umurunda değil. İnsanların umurunda olan sizinle olan iletişimleridir. Onlara ne katıyorsunuz, onlar size ne katıyor, kimin çerçevesi daha güçlü, kimin sosyal yetenekleri daha güçlü… Bunlar insanların size karşı olan tavırlarını belirleyecektir. Yoksa 10 yıl önce bir uçak kaçırıp dünya turu yapmanız kimsenin umurunda değil. Önemli olan bunu karşıya en iyi şekilde nakletmektir. Ben neyi nakledeceğinizi bilemem o sizin sorununuz. Deneyimlerinizi ve yaşayacaklarınızı ya da yaşadıklarınızı ben belirleyemem. Benim yapabileceğim tek şey sizin bu deneyimleri nasıl karşı tarafa iletebileceğinizdir.