İnsanlar
sosyal varlıklardır. Bunun anlamı; hiç kimsenin kendi başına yaşamasının mümkün
olmayacağıdır. Yalnız yaşamayı denemek, su içmeden yaşamaya çalışmak gibidir;
sağlıksızdır. Eğer sağlığınızı kaybetmeye meyilliyseniz evde tek başınıza
yaşamaya başlayabilirsiniz (bir kısmınız bu şekilde yaşıyor zaten).
Amerika’da
tek kişilik hücre hapislerini 15 günden fazla tutmamaya dikkat ediyorlar. Çünkü
15 günden fazla yalnız kalan insan psikolojik olarak çöküntüye uğramaya başlar.
Çünkü psikolojik gıdasını alamazsa bünye, önce can sıkıntısı ve depresyon gibi
uyarılar verir size; uyarıları dikkate almazsanız da yabanileşmeye,
hastalanmaya, korkmaya başlarsınız. Sosyal fobinin en büyük sebeplerinden
birisidir zaten yalnız kalmak. Yalnız kalırsanız içe kapanırsınız ve beyninizin
dışarıya aktarması gereken bilgileri içinizde tutarsınız. Daha sonra bunu
alışkanlık haline getirirsiniz ve gerektiği zaman bile kendinizi tutarsınız.
Konuşmazsınız ve utangaç bir tavır sergilersiniz.
Dışarıya
aktarmamız gereken iletileri içimizde tutmak, tuvaletimiz geldiğinizde işememek
gibi bir şeydir. Çişiniz geldiğinde rahatsızlık hissedersiniz ve o şeyi dışarı
atmanız gerektiğini bilirsiniz. İnadına içinizde tutarsanız bunu; rahatsızlık
hissedersiniz, hastalanırsınız, hatta idrar torbası patlayabilir ve
ölebilirsiniz. İletişim de bir çeşit çiştir. İşemeniz gerekir onu dışarıya.
Bir kız
gördüğünüzü varsayalım. O kızla konuşmak istiyorsunuz ama bunu yapacak cesareti
kendinizde bulamıyorsunuz. Hatta kıza söyleyecek şeyi bile buldunuz misal: “Merhaba,
sizinle tanışmak istiyorum.” Bunu kıza söylemek istiyorsunuz yani beyniniz bu
iletiyi dışarı atmak zorunda. Eğer bunu söylemezseniz sidiğinizi içinde tutmuş
olacaksınız ve bunun sonucunda rahatsızlanacaksınız. Bu size hastalık yani
utangaçlık olarak geri dönecek. O yüzden işemeniz gerektiğinde işeyin,
konuşmanız gerektiğinde konuşun; sağlıklı olmak istiyorsanız…
Her canlının
bir iletişim şekli vardır. Mesela bir kedi kendini tehdit eden başka bir kediyi
gördüğünde tüylerini kabartır. Köpekler uyarmak için havlar. Kuşlar öterek
birbirlerine kur yaparlar. Yunus balıkları bile sesli olarak iletişim
kurmaktadırlar. Ama dünya üzerinde en kapsamlı iletişim kurabilen varlık
insanlardır çünkü analitik beyin lobuna sahibiz. Kelimelerimiz var. Ses tonumuz
ve beden dilimiz var. Eğer elimizdeki bu hazineleri kullanmayıp çekingenlikten
ya da artistlikten iletişim kurmazsak, bir yunus balığı kadar olamayız.
İnsanlar
arası ilişkileri iletişim belirler. Sizin kaç paraya sahip olduğunuz veya
kraliyet soyundan gelmeniz kimsenin umurunda değil. İnsanların umurunda olan
sizinle olan iletişimleridir. Onlara ne katıyorsunuz, onlar size ne katıyor,
kimin çerçevesi daha güçlü, kimin sosyal yetenekleri daha güçlü… Bunlar
insanların size karşı olan tavırlarını belirleyecektir. Yoksa 10 yıl önce bir
uçak kaçırıp dünya turu yapmanız kimsenin umurunda değil. Önemli olan bunu
karşıya en iyi şekilde nakletmektir. Ben neyi nakledeceğinizi bilemem o sizin sorununuz.
Deneyimlerinizi ve yaşayacaklarınızı ya da yaşadıklarınızı ben belirleyemem.
Benim yapabileceğim tek şey sizin bu deneyimleri nasıl karşı tarafa
iletebileceğinizdir.
aramıza hoşgeldin hocam kaybettik sandık seni
YanıtlaSili have to pee. yazı çok güzel ve ilham verici. teşekkürler
YanıtlaSil